Yıllardır kişisel gelişim alanında kadınlarla çalışıyorum ve gözlemlediğim en yaygın ve yıkıcı kalıp, “Hayır” dedikten hemen sonra başlayan suçluluk hissi. Kadınlar, çevrelerindeki herkesin duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılama konusunda inanılmaz bir fedakârlık kapasitesine sahipler. Ancak bu kapasite, kendi sınırlarını koruyamadıklarında bir anda tükenmişliğe dönüşüyor.
Amacım bu yazıda, bir eğitmen olarak edindiğim deneyimlerle, bu suçluluk bariyerini nasıl aşabileceğinizi göstermek ve sınır koymanın aslında bir fedakârlık değil, bir öz-yatırım olduğunu vurgulamak.
Eğitimlerimde sıkça karşılaştığım bir inanç var: “Eğer reddedersem, kötü, bencil veya yetersiz bir partner/anne/dost olurum.” Bu inanç, yüzlerce yıllık toplumsal koşullanmanın bir sonucu. Oysa size net bir gerçek sunayım:
Enerjisi Tükenmiş Bir Kadın, Kimseye Gerçek Anlamda Faydalı Olamaz.
Sınır koyamamak, zamanla birikmiş öfke ve kırgınlığa yol açar. Bu durum, etrafınızdakilere fayda sağlamaz; sadece ilişkinin kalitesini düşürür.
Bir erkek eğitmen olarak, bu süreci dışarıdan, mantıksal ve stratejik adımlarla ele almanızı öneriyorum. Sınır koyarken suçluluk hissetmemeniz için zihinsel yaklaşımınızı değiştirin:
Sınır koymayı bir reddetme eylemi olarak değil, kendi takviminizi yönetme becerisi olarak görün. Kesin bir “Hayır” demek sizi geriyorsa, teklifi yumuşatarak zaman kazanmayı deneyin:
Çoğu kadın, öncelik listesinde kendisini en sona atar. Bu döngüyü kırmak için, kendinizle bir anlaşma yapın. Örneğin, “Haftada iki akşam 20:00’den sonra telefonları kontrol etmeme hakkım var” veya “Günde 30 dakika kendim için sessizlik yaratmak zorundayım.”
Bu, ‘yapılması gerekenler’ listesinden bir zorunluluk değil, ‘yapmaya iznim olanlar’ listesinden bir yetkidir. Unutmayın, bu izni size kimse vermeyecek; onu kendiniz yaratmalısınız.
Erkekler olarak bizler de “çözümleyici” rolüne sıkışırız, ancak kadınlar genellikle duygusal alanı üstlenme eğilimindedir. Başkasının mutsuzluğundan veya hayal kırıklığından kendinizi sorumlu tutmayı bırakın.
Unutmayın ki:
Kendi alanını koruyan, enerjisini yöneten bir kadın; daha az gergin, daha odaklanmış ve çevresindekilere daha kaliteli bir destek sunabilen bir liderdir. Suçluluk, eski bir alışkanlıktır. Güçlü olmak, o alışkanlığı kırmaktır.
1
Beyaz Hüznün Adı: Sarıkamış Destanı ve Geçmeyen O Sızı
313 kez okundu
2
“Kalkınmanın Anahtarı: Şebinkarahisar’ın Potansiyelini Harekete Geçirmek”
159 kez okundu
3
Sessizliğin En Ağır Bedeli
153 kez okundu
4
Kentsel Dönüşüm, Yalnızca Binaları Değiştirmek midir?
148 kez okundu
5
Kalem Tutan Ellere Sonsuz Minnet
143 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.