Pakistan’da ABD ve İran arasında gerçekleşen 21 saatlik diplomatik maratonun somut bir sonuç alınamadan çökmesi, Orta Doğu’da dengeleri bir kez daha altüst etti. Diplomasinin tıkandığı noktada İsrail kanadından gelen peş peşe açıklamalar, bölgedeki askeri hareketliliğin fitilini ateşleyecek nitelikte. İsrailli bakanların doğrudan İran ve Lübnan’ı hedef alan ifadeleri, uluslararası kamuoyunda “yeni bir savaşın eşiğine mi gelindi?” sorusunu tartışmaya açtı.
İslamabad’da yürütülen müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması, bölgedeki şahin kanadı harekete geçirdi. İsrail Ekonomi Bakanı Nir Barkat ve Enerji Bakanı Eli Cohen, diplomasi masasının devrilmesini bir dönüm noktası olarak nitelendirerek, askeri müdahale ihtimalini açıkça telaffuz etmeye başladı. Özellikle nükleer program konusunda belirlenen “kırmızı çizgilerin” aşıldığını savunan Tel Aviv yönetimi, bir anlaşma olmaması durumunda İran’a yönelik hava operasyonlarının yeniden başlayabileceği sinyalini verdi. Bu durum, sadece iki ülke arasındaki bir gerilim olmaktan çıkıp, tüm bölgeyi içine alacak bir ateş sarmalına dönüşme potansiyeli taşıyor.
Gerilimin en stratejik noktasını ise küresel enerji piyasalarının atardamarı olan Hürmüz Boğazı oluşturuyor. İran kanadından gelen “Boğazın anahtarı bizim elimizde” çıkışına karşılık, İsrail tarafı saldırı menzilini genişletme planlarını masaya yatırdı. Enerji Bakanı Cohen’in sadece askeri noktaları değil, Lübnan’ın hayati altyapı tesislerini de hedef alma önerisi, stratejinin artık “topyekün yıkım” üzerine kurulduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu tür bir hamlenin bölgedeki insani krizi derinleştireceği gibi, enerji arz güvenliğini de geri dönülemez bir noktaya getirebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki heyetin Pakistan’dan eli boş dönmesi, Washington’ı da zorlu bir yol ayrımına getirdi. İran tarafı, ABD’nin “maksimalist ve tek taraflı” dayatmalarda bulunduğunu iddia ederek yeni bir görüşme takvimi oluşturulmayacağını duyurdu. Meclis Başkanı Kalibaf’ın “Washington güven inşa edemedi” vurgusu, taraflar arasındaki kopuşun ne kadar derin olduğunu kanıtlar nitelikte. Şimdi dünya kamuoyu, diplomasinin bittiği noktada Washington’un İsrail’in sertleşen askeri stratejisine destek verip vermeyeceğine odaklanmış durumda.
Pakistan’ın taraflara sükunet ve ateşkes çağrıları sürse de sahadaki söylemler barıştan çok savaşı işaret ediyor. İsrail’den gelen saldırı tehditleri ve İran’ın stratejik boğazlar üzerindeki kontrol gücünü hatırlatması, bölgeyi son on yılın en kritik güvenlik eşiğine getirdi. Olası bir askeri çatışma senaryosu, sadece Orta Doğu’nun haritasını değil, dünya ekonomisini ve petrol fiyatlarını da doğrudan sarsacak bir etkiye sahip. Diplomatik kanalların kapanmasıyla birlikte, bölgedeki askeri birliklerin teyakkuz durumu en üst seviyeye çıkarılmış durumda.
ASAYİS
16 saat önceGÜNDEM
16 saat önceASAYİS
1 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceDÜNYA
2 gün önceDÜNYA
2 gün önce
1
Ankara’da lityum fabrikasında sızıntı
4439 kez okundu
2
Depremzede Leyla Altun, Yeni Evinde Erdoğan ve Aliyev’i Ağırladı
3288 kez okundu
3
Almanya’da yolcu treni raydan çıktı: 3 ölü
1979 kez okundu
4
ABD’de Buz Hokeyi Maçında Katliam: Lise Müsabakasında Silah Sesleri Yükseldi
1655 kez okundu
5
Yeşil Sahalarda Görülmemiş Olay: Dünya Kupası’nda Tarihi Savaş Krizi Resmen Belgelendi!
1567 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.