10 Temmuz 2026 Cuma
Dünya Kupası'nda Dev Maç Öncesi Casusluk Alarmı: Sahayı Siyah Perdelerle Kapatıp Dünyadan İzole Ettiler
Karşılıksız Sevginin Diğer Adı: Anne
Londra'da Yaz Partisine Damga Vurdu: Ünlü Model Sınırları Zorlayan Tarzıyla Göz Kamaştırdı
Kuzey Kore’den Dünyaya Gözdağı: Füze ve Mühimmat Üretimi Artıyor
Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği, dünya tıp literatüründe çığır açacak ve tıp tarihine geçecek muazzam bir bilimsel başarıya imza attı. Türk hekimler tarafından yürütülen kapsamlı araştırmalar sonucunda, mide kanserinin en önemli öncül evresi olarak kabul edilen “intestinal metaplazi” rahatsızlığının ilk kez bir ilaç tedavisiyle geriletilebildiği kanıtlandı. Karın ağrısı ve sindirim sorunlarında bağırsak antiseptiği olarak yaygın şekilde kullanılan rifaksimin (rifaximin) etken maddeli ilacın bu mucizevi etkisi, farmakolojik alanda dünya literatüründeki ilk kırılma noktası olarak kayıtlara geçti.
Araştırmayı büyük bir titizlikle yürüten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Gökhan Aydın, intestinal metaplazinin mide kanserine dönüşmeden önceki en kritik prekanseröz (kanser öncüsü) lezyon olduğunu belirtti. Bugüne kadar bu lezyonu doğrudan yok eden veya gerileten hiçbir tıbbi ilaç tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Dr. Aydın, mevcut yöntemin sadece sigarayı bırakma veya mide mikrobu (Helicobacter pylori) temizliği gibi koruyucu önlemlerle sınırlı kaldığını, hastaların ise sürekli endoskopik takibe alındığını hatırlattı. Gastroenteroloji kliniğinde daha önce endoskopi yapılmış ve belirli sebeplerle aralıklı olarak 6 ay boyunca rifaksimin tedavisi almış hastaların geçmişe dönük patoloji kayıtlarını incelediklerini söyleyen Aydın, sonuçları karşılaştırdıklarında mide hücrelerindeki hasarın ve metaplazinin anlamlı düzeyde gerilediğini tespit ettiklerini, bunun bilim dünyasında bir ilk olduğunu ifade etti.
Gastroenteroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger ise çalışmanın küresel çaptaki klinik önemine dikkat çekerek, mide kanserinin aniden oluşmadığını, belirli biyolojik süreçlerden geçerek sinsice geliştiğini aktardı. Sürecin en kritik halkası olan intestinal metaplaziyi erken evrede ilaçla durdurmanın mide kanseri gelişimini tamamen engelleyebileceğini müjdeleyen Prof. Dr. Dülger, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Takır ile birlikte imza attıkları bu dev araştırmanın, Avrupa’nın en prestijli tıp dergilerinden birinde yayımlanarak dünya tıp literatürüne resmen girdiğini açıkladı.
Bu tarihi keşfin sadece Türkiye için değil, küresel halk sağlığı için de milyarlarca dolarlık bir tedavi kapısı araladığını ifade eden Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 7 ila 10’unda bu sinsi lezyonun görüldüğünü ve bu oranın dünyada 600 milyon insanı ilgilendirdiğini söyledi. Türkiye’deki mide biyopsilerinde bu oranın yüzde 15’lere kadar çıktığını, özellikle Karadeniz Bölgesi genelinde, sadece Giresun ve Ordu’da yaklaşık 50 bin yetişkinin farkında olmadan bu kanser öncüsü lezyonu taşıdığını tahmin ettiklerini belirten Dülger, rifampisin türevi olan ve vücutta emilmeyen bu özel antibiyotiğin doğru klinik kullanımı sayesinde yüz binlerce insanın kansere yakalanma riskinin ortadan kalkabileceğini sözlerine ekledi.
Giresun’un Eynesil ilçesinde iki otomobilin kavşakta çarpışması sonucu meydana gelen feci trafik kazasında 5 kişi yaralandı. Karadeniz Sahil Yolu üzerinde gerçekleşen kaza sonrası bölgede adeta can pazarı yaşanırken, yaralılar ambulanslarla çevre hastanelere sevk edildi.
Kaza, Karadeniz Sahil Yolu’nun Eynesil ilçe geçişindeki ana kavşakta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, T.A. yönetimindeki 34 VL 1613 plakalı otomobil ile S.H. idaresindeki 52 TC 280 plakalı otomobil kavşak içerisinde henüz belirlenemeyen bir nedenle çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle savrulan araçlarda büyük çapta maddi hasar meydana gelirken, her iki araçta bulunan yolcular ezilen metallerin arasında sıkıştı.
Çevredeki diğer sürücülerin ve vatandaşların durumu bildirmesi üzerine olay yerine vakit kaybetmeden çok sayıda 112 Acil Sağlık, polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin titiz çalışması sonucu araçlardan çıkarılan yaralı sürücü S.H. ile aynı araçlarda yolcu olarak bulunan T.A, F.A, E.A. ve M.E.A’ya ilk müdahale olay yerinde yapıldı. Yaralılar, ambulanslarla Görele ve Vakfıkebir başta olmak üzere çevredeki en yakın tam teşekküllü hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekipleri, kazayla ilgili geniş çaplı inceleme ve soruşturma başlattı.
Sivas’tan tam kırk yıl önce büyük umutlar ve çalışmak amacıyla Suudi Arabistan’a giden ancak burada karşılaştığı yasal engeller nedeniyle bir daha ülkesine dönemeyen 77 yaşındaki Ali Baybaş’ın yürek burkan hikayesi mutlu sonla bitti. Yıllarca memleket hasretiyle gurbette yaşamak zorunda kalan, bu süreçte ağır sağlık sorunlarıyla da mücadele eden yaşlı adam, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en üst düzey diplomatik girişimleri sonucunda özgürlüğüne kavuştu. Üzerindeki çıkış yasağı kaldırılan Baybaş, kırk senelik aranın ardından bugün ilk kez vatan toprağına ayak basmanın sevincini yaşıyor.
Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Kavak köyü nüfusuna kayıtlı olan Ali Baybaş, gurbete gittikten bir süre sonra Suudi Arabistan’da açılan bir davaya katılmadığı gerekçesiyle hukuki ve idari engellerle karşılaştı. Hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı nedeniyle bir daha Türkiye’ye dönemeyen talihsiz adam, zaman içerisinde geçirdiği kazalar sonucu kısmi felç kalarak yatağa ve tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Mekke sokaklarında çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren Baybaş’ın hayatı, bu yıl hac vazifesini yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan Türk hacıların kendisini fark etmesiyle tamamen değişti. Yaşlı adamın bitap haldeki durumunun sosyal medyada paylaşılması, kısa sürede çığ gibi büyüyen bir kamuoyu ve farkındalık yarattı.

Sosyal medyada yankı bulan bu insanlık dramının ardından devlet yetkilileri vakit kaybetmeden harekete geçti. AK Parti Sivas Milletvekili Rukiye Toy’un konuyu yakından takip etmesiyle birlikte Dışişleri Bakanlığı koordinesinde hızlı bir operasyon başlatıldı. Türkiye’nin Riyad Büyükelçiliği ve Cidde Başkonsolosluğu, Suudi Arabistan makamları nezdinde adeta zamanla yarışarak yoğun bir diplomatik trafik yürüttü. Yapılan üst düzey görüşmeler ve hukuki müdahalelerin neticesinde, Ali Baybaş’ın üzerindeki onlarca yıllık tüm idari engeller, cezalar ve çıkış yasakları resmi olarak tamamen kaldırıldı.
Yasal pürüzlerin sıfırlanmasının hemen ardından devlet eliyle uçak bileti alınan ve tüm seyahat konforu sağlanan Ali Baybaş’ın Türkiye’ye dönüş yolculuğu resmen başladı. Akşam saatlerinde İstanbul Havalimanı’na iniş yapması planlanan 77 yaşındaki çınarı, havalimanında bizzat Milletvekili Rukiye Toy ve yetkililer karşılayacak. Yolculuk yorgunluğunu atması amacıyla bu gece İstanbul’da özel bir tesiste misafir edilerek dinlendirilecek olan Ali Baybaş, ertesi gün ömrünün yarısını hasretle andığı, doğup büyüdüğü memleketi Sivas’a nakledilerek ailesine ve sevdiklerine kavuşturulacak.
Yaklaşık bin 900 ila 2 bin civarında LGBTQ+ yolcu taşıyan ve Virgin Voyages şirketine ait olan Scarlet Lady adlı lüks kruvaziyer gemisi, Akdeniz turu sırasında üst üste ikinci kez büyük bir uluslararası krizle karşı karşıya kaldı. Hafta başında Türkiye’nin önemli limanlarına yanaşmasına yasal izin verilmeyen dev gemi, rotasını acil olarak Kuzey Afrika’ya çevirmişti. Ancak alternatif bir güzergah olarak belirlenen yeni durakta da işler planlandığı gibi gitmedi ve lüks yolcu gemisi çok geçmeden ikinci bir diplomatik engelle daha karşılaştı.
ABD merkezli dünyaca ünlü Atlantis Events şirketi tarafından bir yıldan uzun süredir planlanan ve kiralanan dev geminin 10 günlük özel Akdeniz turu, büyük umutlarla başlamıştı. Orijinal seyahat programına göre geminin ilk olarak temmuz ayının ilk haftasında Aydın’ın Kuşadası ilçesine, hemen ardından ise İstanbul limanına demirlemesi planlanıyordu. Ancak yetkililer tarafından yapılan resmi değerlendirmelerin ardından, organizasyonun toplumsal yapı ve aile değerleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle geminin Türkiye sınırlarına girişine onay verilmedi. Tur şirketi, krizin aşılması adına ABD Büyükelçiliği de dahil olmak üzere birçok diplomatik kanalı devreye soksa da bu çabalar sonuçsuz kaldı ve Türkiye programı tamamen iptal edildi.
Türkiye kapılarının kapanmasının ardından tur organizatörleri gemiyi vakit kaybetmeden Mısır’ın tarihi İskenderiye Limanı’na doğru yönlendirdi. Seyahat öncesinde Mısır makamlarından gerekli tüm yasal izinleri ve resmi giriş onaylarını aldıklarını belirten Atlantis Events CEO’su Rich Campbell, gemi limana iyice yaklaştığı sırada şok edici bir haber aldıklarını açıkladı. Mısır hükümeti, daha önce resmi olarak taahhüt ettiği limana giriş iznini son anda iptal ettiğini duyurdu. Geminin İskenderiye’ye demirlemesini yasaklayan Mısır yönetiminin, bu ani ve radikal karara ilişkin tur şirketine herhangi bir resmi gerekçe veya açıklama sunmaması ise dikkat çekti.
Yaşanan bu üst üste iki büyük krizin ardından kameraların karşısına geçen CEO Rich Campbell, karşı karşıya kaldıkları durumun şirket açısından benzeri görülmemiş bir skandal olduğunu vurguladı. Tam 36 yıllık köklü bir seyahat ve turizm geçmişine sahip olduklarını hatırlatan Campbell, ilk kez yolcuların kimliği ve seyahatin konsepti nedeniyle bu kadar net ve sistemli liman engelleriyle karşılaştıklarını, daha önce aynı bölgelerde onlarca kez sorunsuz sefer düzenlediklerini ifade etti. İskenderiye programının da tamamen suya düşmesiyle birlikte Scarlet Lady için üçüncü kez acil bir rota güncellemesi yapıldı. Akdeniz’in ortasında kalan dev kruvaziyer gemisinin, yolculuğuna Yunanistan’ın Girit Adası’nda yer alan Hanya Limanı ve ardından Karadağ’daki alternatif liman durakları üzerinden devam edeceği açıklandı.
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki diplomatik ve askeri gerilim, küresel çapta büyük yankı uyandıran yeni bir istihbarat kriziyle zirve noktasına ulaştı. ABD basınının saygın gazetelerinden The Wall Street Journal (WSJ), İsrail istihbaratının Tahran tarafından ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik planlanan çok gizli bir suikast girişimini deşifre ettiğini yazdı. İsrail’in bu kritik bilgileri Washington yönetimiyle resmi kanallardan paylaşmasının ardından kameraların karşısına geçen Donald Trump, sarsıcı açıklamalarda bulundu ve olası bir saldırı senaryosuna karşı Amerikan ordusuna önceden kesin bir emir bıraktığını ilan etti.
Ortaya atılan ciddi iddiaların ardından Amerikan basınına özel bir röportaj veren Donald Trump, kendisinin uzun süredir İran’ın ana hedeflerinden biri olduğunu gizlemedi. Özellikle 2020 yılında İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin ABD operasyonuyla öldürülmesinden bu yana Tahran’ın doğrudan hedefinde olduğunu hatırlatan Trump, başına bir şey gelmesi durumunda ordusuna net bir talimat verdiğini açıkladı. Kendisine yönelik ölümcül bir hamle yapılması halinde Amerikan ordusunun derhal harekete geçmesini isteyen Trump, “Eğer başıma bir şey gelirse, İran’a tarihte eşi benzeri görülmemiş bir güçle karşılık verilmesi yönünde talimat bıraktım; onları daha önce hiç görmedikleri bir seviyede bombalayacaklar” ifadelerini kullanarak adeta savaş ilanı niteliğinde bir çıkış yaptı.
İki ülke arasındaki fiziki ve siber güvenlik tehditlerinin zirve yapması, ABD Gizli Servisi’ni de alarm durumuna geçirdi. Trump’ın koruma protokollerinde acil ve radikal değişikliklere gidildi. Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenen tarihi NATO Liderler Zirvesi’ne katılan ABD Başkanı, dönüş yolunda güvenlik nedeniyle sıra dışı bir hamle yapmak zorunda kaldı. Katar tarafından kendisine hediye edilen ve konforuyla bilinen yeni lüks Air Force One uçağını kullanması planlanan Trump, Gizli Servis’in yüksek güvenlikli koruma tavsiyeleri doğrultusunda son anda bu karardan vazgeçti. Hava savunma ve güvenlik sistemleri daha köklü ve korunaklı olan eski Air Force One uçağını tercih eden Trump, Ankara’dan Washington’a bu şekilde döndü.
Washington ve Tel Aviv hattında güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılırken, gerilimi tırmandıran son damla İran’da yaşanan gelişmeler oldu. Yakın dönemde hayatını kaybeden İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen dev cenaze törenlerinde milyonlarca kişinin “Trump’ı öldüreceğiz” ve “İntikam” yazılı pankartlar taşıması ABD tarafındaki endişeleri haklı çıkaran bir atmosfer oluşturdu. Trump, İran hükümetinin geçmişte de kendisine karşı doğrudan iki kez suikast girişiminde bulunduğunu açıkça iddia etse de Tahran yönetimi tüm bu suçlamaları kategorik olarak reddediyor. İranlı üst düzey yetkililer, ABD Başkanı’na yönelik herhangi bir gizli ajanda ya da suikast hazırlığı içinde olduklarına dair iddiaların tamamen asılsız ve kara propagandadan ibaret olduğunu savunuyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.