Bahar bir kere daha kapımızı çaldı. Hem de öyle nazikçe değil; sanki “Hadi artık, silkelen!” dercesine. Ağaçların uyanışı, sokaklarda bir başka yürüyen insanlar, sabah güneşinin yüzümüze iliştiği o ilk an… Her şey bir şeyler anlatmak ister gibi.
Ama biz? Biz genelde kulaklarımızı tıkıyoruz. Telefonun titreşimi, e-postaların ağırlığı, haberlerin gürültüsü derken, iç sesimizi duyamaz oluyoruz. Oysa içimizde bir yer hâlâ çocuk; hâlâ toprağa basmak, rüzgârı hissetmek, sebepsizce gülmek istiyor.
Bugün belki de şunu denemeliyiz:
Sokağa çıkarken kulaklığı çıkar.
Otobüste cam kenarına otur.
Bir simit al, kuşlara at.
Ve en önemlisi; göz göze gelmekten korkma.
Günün güzelliği, onun sıradan oluşunda saklı.
Güneşin her gün doğması mucize değil belki ama, her sabah uyanıp hâlâ sevebilecek bir kalbe sahip olmak… İşte o gerçek mucize.
Kendine iyi davran. Bugün, senden sadece biraz farkındalık istiyor.
GÜNDEM
5 gün önceASAYİS
5 gün önceGÜNDEM
5 gün önceDÜNYA
5 gün önceGÜNDEM
5 gün önceASAYİS
6 gün önceGÜNDEM
6 gün önce
1
Beyaz Hüznün Adı: Sarıkamış Destanı ve Geçmeyen O Sızı
526 kez okundu
2
Acının Kıyısında İnsanlık Sınavı: Nefret Kusanlara Elveda, Birliğe Merhaba
278 kez okundu
3
Tarihin Akışını Değiştiren İrade: Çanakkale Ruhu 111 Yaşında
265 kez okundu
4
“Kalkınmanın Anahtarı: Şebinkarahisar’ın Potansiyelini Harekete Geçirmek”
242 kez okundu
5
Sessizliğin Bedeli: İnsan Hakları İhlalleri Karşısında Vicdanımızın Sınavı
233 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.