09 Mart 2026 Pazartesi
Şampiyonlar Ligi’nde Kritik Eksik: Liverpool’da Alisson Şoku
Beyaz Hüznün Adı: Sarıkamış Destanı ve Geçmeyen O Sızı
Taksim Karıştı: Ünlü Oyuncu Ufuk Bayraktar ve Eylemciler Arasında Arbede!
Kuzey Kore’den Dünyaya Gözdağı: Füze ve Mühimmat Üretimi Artıyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu bölgede tırmanan askeri gerilim ve sivil havacılık güvenliğine yönelik artan tehditler üzerine çok kritik bir açıklama yaptı. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasındaki çatışmaların hava sahası güvenliğini doğrudan etkilemesi nedeniyle uçuş planlamalarında radikal bir değişikliğe gidildi. Sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyunu bilgilendiren Bakan Uraloğlu, bölgedeki risklerin ciddiyetini koruduğunu ve sivil uçuşların can güvenliği gerekçesiyle yeniden ertelendiğini duyurdu. Yapılan son değerlendirmeler neticesinde Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün gibi kritik noktalara yönelik tüm seferlerin 13 Mart 2026 gün sonuna kadar resmi olarak iptal edildiği bildirildi.
Savaşın etki alanının genişlemesiyle birlikte sadece çatışma bölgeleri değil, çevre ülkelerin hava sahaları da uçuş trafiğine kapatıldı. Bakanlık tarafından paylaşılan teknik detaylara göre İran, İsrail, Irak, Katar, Bahreyn ve Kuveyt hava sahalarında NOTAM olarak adlandırılan havacıları bilgilendirme notları geçerliliğini koruyor. Suriye hava sahası Halep bölgesi hariç tamamen uçuşlara kapatılırken Umman ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde ise sadece kısmi sivil uçuşlara izin veriliyor. Birleşik Arap Emirlikleri rotasında da ulaşım oldukça sınırlı ve yüksek güvenlikli kontrol mekanizmalarıyla yürütülüyor. Bu durum bölgedeki lojistik ağın büyük ölçüde felç olmasına ve uluslararası seyahat trafiğinin alternatif rotalara kaymasına neden oluyor.
Türkiye’nin bayrak taşıyıcı havayolu şirketi Türk Hava Yolları başta olmak üzere AJet, Pegasus ve SunExpress, Bakanlığın talimatları doğrultusunda operasyonlarını durdurma kararı aldı. Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Pegasus Hava Yolları’nın 12 Mart tarihine kadar, Türk Hava Yolları’nın ise risk analizi kapsamında 20 Mart tarihine kadar İran seferlerini tamamen programdan çıkardığını belirtti. Ayrıca Doha, Dubai, Kuveyt, Bahreyn, Abu Dabi ve Dammam gibi popüler varış noktalarına yapılması planlanan uçuşlar da 13 Mart gece yarısına kadar askıya alındı. Havayolu şirketleri yolcuların mağduriyetini gidermek adına bilet iptal ve değişim süreçlerini hızlandırırken, bölgedeki diplomatik trafiğin gidişatına göre yeni güncellemelerin yapılabileceği vurgulandı.
Hava sahası yasaklarının aniden devreye girmesi nedeniyle bazı Türk uçaklarının bölgedeki havalimanlarında mahsur kaldığı da resmi açıklamalarla doğrulandı. Türk Hava Yolları ve Pegasus’a ait iki uçağın güvenlik gerekçesiyle Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’nda bekletildiği öğrenildi. Öte yandan Tailwind Havayolları tarafından Irak merkezli bir firmaya kiralanan uçağın da şu an için Irak topraklarında bulunduğu belirtildi. Bakan Uraloğlu tüm birimlerin koordineli bir şekilde çalıştığını ve uçakların güvenli bir şekilde Türkiye’ye dönmesi için gerekli diplomatik ve teknik girişimlerin sürdüğünü ifade etti. Bölgedeki askeri hareketliliğin sivil uçuş yolları üzerindeki baskısı azalana kadar bu kısıtlamaların devam etmesi bekleniyor.
Trafik Ceza Kanunu’nda yapılan son düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, araçlarında standart dışı “APP” plaka kullanan sürücüler için zorlu bir süreç başladı. Yeni mevzuata göre, standartlara aykırı plaka kullananlara kesilecek 140 bin liralık rekor idari para cezası ve ehliyete el konulma riski, sürücüleri plaka basım atölyelerine yönlendirdi. Özellikle Ankara gibi büyükşehirlerdeki basım merkezlerinin önünde sabahın erken saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluştu.
Yeni düzenleme, sadece maddi yaptırımlarla sınırlı kalmıyor; sürücü belgelerine yönelik ağır kısıtlamaları da beraberinde getiriyor. Standart dışı plaka ile yakalanan bir sürücüye ilk etapta 140 bin TL para cezası uygulanırken, ehliyetine de 30 gün süreyle el konuluyor. Eğer aynı ihlal bir yıl içinde ikinci kez tekrarlanırsa, ceza miktarı katlanarak 280 bin liraya çıkıyor ve sürücü belgesi 60 günlüğüne geri alınıyor. Bu sert yaptırımlar, araçlarında estetik kaygıyla plaka değişikliği yapan binlerce kişiyi telaşlandırdı.
Plaka kuyruğunda bekleyen vatandaşlar, cezaların yüksekliğinden ve uygulama şeklinden şikayetçi. Bazı sürücüler, APP plakaların daha kalın ve okunaklı karakterlere sahip olduğunu savunarak, bu durumun trafiği tehlikeye atmadığını iddia ediyor. Sürücülerden Efkan Seyyar, “Aracın güzel görünmesi için yapılan bir işlemin bu kadar ağır cezalandırılmasını mantıklı bulmuyorum” derken; Ayhan Özdemir, Ramazan ayında saatlerce sırada beklemenin zorluğuna dikkat çekerek işlemlerin daha pratik hale getirilmesini talep etti.
Sıradaki bazı sürücüler ise durumun ciddiyetinin farkında olduklarını belirterek kurallara uymanın önemine değindi. Aracını yeni aldığında üzerindeki plakanın yasadışı olduğunu bilmediğini söyleyen Arif Doğan, “Devletimiz ne kural koyduysa uymak zorundayız, cezayı duyunca hemen değiştirmeye geldik” ifadelerini kullandı. Uzmanlar, ikinci el araç alan vatandaşların plakaların standart mühürlü ve yönetmeliğe uygun olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Ceza yememek için plakasını değiştirmek isteyen sürücülerin öncelikle noterden “plaka değişim belgesi” alması veya trafik tescil birimlerinden onaylatması gerekiyor. Ardından bu belgelerle birlikte yetkili Şoförler Odası plaka basım atölyelerine başvurularak standartlara uygun yeni plakalar teslim alınıyor. Yoğunluğun bir süre daha devam etmesi beklenirken, yetkililer denetimlerin sıklaşacağını hatırlatıyor.
Küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yaratan gelişmelerin ardından Türkiye, vatandaşın cebini korumak adına dev bir adım attı. İran’ın stratejik bir hamleyle Hürmüz Boğazı’nı uluslararası petrol trafiğine kapatması, dünya genelinde akaryakıt fiyatlarının rekor seviyelere çıkacağı endişesini doğurdu. Bu kritik eşikte harekete geçen ekonomi yönetimi, enerji maliyetlerindeki ani dalgalanmaları frenlemek amacıyla eşel mobil sistemini yeniden devreye aldı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bu karar, pompa fiyatlarında yaşanabilecek fahiş artışların önüne geçmeyi hedefliyor.
Yeni düzenleme ile birlikte akaryakıt fiyatlarını belirleyen uluslararası petrol varil fiyatları ve döviz kurlarındaki yükselişler doğrudan pompaya yansımayacak. Eşel mobil sistemi kapsamında, meydana gelecek fiyat artışlarının yüzde 75’lik kısmı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) üzerinden karşılanacak. Yani maliyetler arttığında devlet kendi vergi gelirinden feragat ederek artışın büyük bir bölümünü üstlenecek. Tam tersi bir durumda, yani küresel piyasalarda petrol fiyatları düştüğünde ise ÖTV oranları aynı dengede kademeli olarak eski seviyesine çekilecek. Bu sayede piyasadaki fiyat istikrarı korunurken, enerji kaynaklı enflasyon baskısının da asgari düzeye indirilmesi amaçlanıyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı hamlesi sadece bölgeyi değil, tüm dünya ekonomisini tehdit eden bir arz krizini tetikledi. Petrol sevkiyatının durma noktasına gelmesiyle birlikte enerji maliyetlerinin kontrol edilemez bir noktaya ulaşma riski, Türkiye’yi bu koruyucu kalkanı oluşturmaya itti. Eşel mobil sistemi, aslında devletin tüketici ile maliyet artışları arasında bir tampon bölge oluşturması anlamına geliyor. Özellikle nakliye, lojistik ve üretim maliyetlerinin ana kalemi olan akaryakıtın sabit tutulması, temel gıda maddelerinden hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede fiyat artışlarını dizginleme potansiyeli taşıyor.
Avrupa enerji piyasaları Orta Doğu’daki savaşın gölgesinde sarsılırken, Vladimir Putin’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Rusya Devlet Başkanı, Rusya’nın Avrupa gaz piyasasından tamamen çekilebileceğini belirterek, Avrupa Birliği’ne yönelik doğal gaz sevkiyatının durdurulması seçeneğinin masada olduğunu söyledi.
Rus devlet kanalı Rossiya 24’e konuşan Putin, enerji piyasalarındaki son gelişmeleri değerlendirdi ve hükümete bu konuda çalışma yapılması talimatı vereceğini açıkladı.
Putin, Avrupa’nın Rus doğal gazını ve sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG) tamamen yasaklamayı planladığını belirterek, yeni pazarların açıldığını ve bu pazarların Rusya için daha avantajlı olabileceğini dile getirdi.
“Belki de şu anda Avrupa pazarına tedarikleri durdurmak bizim için daha karlı olur” diyen Putin, sevkiyatın güvenilir ortaklara yönlendirilmesinin daha doğru bir strateji olabileceğini ifade etti. Bu kapsamda hükümete, enerji şirketleriyle birlikte konuyu detaylı şekilde ele alma talimatı vereceğini vurguladı.
Putin ayrıca doğal gaz fiyatlarındaki artışın tedarikçilerden kaynaklanmadığını savundu. ABD, Norveç, Cezayir ve Rusya’nın sevkiyatı azaltmadığını belirten Putin, fiyat yükselişinin Orta Doğu’daki gelişmeler ve alternatif pazarlardaki yüksek talep nedeniyle yaşandığını söyledi.

Putin, Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırı planladığını öne sürdü. Karadeniz’deki TürkAkım ve Ukrayna doğal gaz boru hatlarının hedef alınabileceğini iddia eden Putin, daha önce Akdeniz’de bir Rus tankerine insansız deniz araçlarıyla saldırı düzenlendiğini ve bunun “terör saldırısı” olduğunu söyledi.
Enerji hatlarına yönelik olası saldırıların Avrupa’ya da zarar verdiğini savunan Putin, enerji güvenliğinin siyasi hamlelerden ayrılması gerektiğini ifade etti.
Enerji piyasalarındaki dalgalanmanın bir diğer nedeni ise İran’ın attığı adımlar oldu. Basra Körfezi’nin çıkışında yer alan Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığı yönündeki açıklamalar, küresel LNG ve petrol ticaretinde ciddi endişe yarattı.
Dünya LNG ihracatının yaklaşık yüzde 20’sinin bu dar su yolundan geçtiği biliniyor. Özellikle Katar’ın LNG sevkiyatının neredeyse tamamı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor. Boğazın kapanması ihtimali, Avrupa’da doğal gaz fiyatlarını megavatsaat başına 65 avroya kadar taşıdı. Bu rakam, saldırılar öncesine göre yaklaşık yüzde 100’lük bir artış anlamına geliyor.
Orta Doğu’daki savaşın enerji hatlarına ve küresel arz güvenliğine etkisi sürerken, Rusya’nın Avrupa gaz piyasasından çekilme ihtimali, kıtada yeni bir enerji krizinin kapısını aralayabilir. Gözler şimdi hem Moskova’nın atacağı adımlara hem de Avrupa Birliği’nin olası karşı hamlelerine çevrildi.
Akaryakıt fiyatlarında beklenen sert artış son anda rafa kaldırıldı. Motorine bu gece yapılması planlanan 6,69 TL’lik zam iptal edilirken, düzenlemenin yalnızca gaz yağı ürünlerinde uygulanacağı bildirildi. Gün boyu istasyonlarda oluşan uzun kuyruklar ise vatandaşların zam endişesini gözler önüne serdi.
Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim ve petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle motorin grubuna ciddi bir zam yapılacağı konuşuluyordu. Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 6,69 TL’lik artış motorin pompa fiyatlarına yansıtılmayacak.
Yapılacak fiyat düzenlemesinin yalnızca gaz yağı ürünleriyle sınırlı kalacağı belirtildi. Böylece araç sahipleri için beklenen yüksek zam şimdilik devreye alınmamış oldu.
Zam beklentisinin yayılmasıyla birlikte birçok şehirde akaryakıt istasyonlarında yoğunluk yaşandı. Özellikle büyükşehirlerde sürücüler depolarını eski fiyatlardan doldurabilmek için istasyonlara akın etti. Akşam saatlerine kadar süren yoğunluk, zam iptali haberiyle birlikte yerini şaşkınlığa bıraktı.
Zam iptalinin ardından büyükşehirlerde güncel pompa fiyatları şöyle:
İstanbul Avrupa Yakası
Benzin: 58,34 TL
Motorin: 60,39 TL
İstanbul Anadolu Yakası
Benzin: 58,18 TL
Motorin: 60,23 TL
LPG: 29,49 TL
Ankara
Benzin: 59,28 TL
Motorin: 61,49 TL
İzmir
Benzin: 59,56 TL
Motorin: 61,76 TL
Uzmanlar, küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın devam ettiğine dikkat çekerek önümüzdeki günlerde yeni fiyat güncellemelerinin gündeme gelebileceğini belirtiyor. Sürücüler ise akaryakıt fiyatlarındaki ani değişimlere karşı gelişmeleri yakından takip ediyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.