20 Mart 2026 Cuma
Milano’da Rafael Leao Depremi: 50 Milyon Euroyu Getiren Yıldızı Alır!
Karşılıksız Sevginin Diğer Adı: Anne
Maçka Parkı’nda Korku Dolu Anlar: Sevda Demirel Yürüyüş Sırasında Ayağını Kırdı
Kuzey Kore’den Dünyaya Gözdağı: Füze ve Mühimmat Üretimi Artıyor
Geleneksel Türk mutfağının en sevilen şerbetli tatlılarından biri olan künefeyi restoran kalitesinde evinizde hazırlamak artık çok kolay. İncecik kıyılmış kadayıfın, tuzsuz peynir ve pekmezli tereyağı ile buluştuğu bu tarif, hem göze hem damağa hitap ediyor. Altın sarısı rengi ve uzayan peyniriyle misafirlerinize unutulmaz bir lezzet şöleni sunmaya hazır olun.
Künefenin o meşhur çıtırlığını yakalamak için kadayıfın kalitesi ve peynirin cinsi büyük önem taşıyor. İşte adım adım mükemmel künefenin sırları:
Şerbet İçin:
3 su bardağı şeker
3,5 su bardağı su
Birkaç damla limon suyu
Künefe Tabanı ve Üzeri İçin:
500 gr taze kadayıf
100 gr oda ısısında yumuşamış tereyağı
2 yemek kaşığı üzüm pekmezi
500 gr dil peyniri veya Mozzarella (tuzsuz ve eriyebilen)
Üzeri için toz Antep fıstığı
1. Şerbetin Hazırlanması: İlk olarak su ve şekeri tencereye alıp kaynatın. Kaynamaya başladıktan sonra limon suyunu ekleyip kısık ateşte 20 dakika kadar kıvam almasını sağlayın. Şerbetin tamamen soğuması gerektiğini unutmayın.
2. Kadayıf ve Yağ Karışımı: Kadayıfları kesme tahtası üzerinde bıçakla iyice küçülene kadar ince ince kıyın. Ayrı bir kapta oda ısısındaki tereyağı ile üzüm pekmezini pürüzsüz bir kıvam alana kadar karıştırın. Bu karışım künefenin o karakteristik kızıl rengini almasını sağlayacaktır.
3. Birleştirme ve Sıkıştırma: Pişirme kabını hazırladığınız pekmezli yağ ile her yerine gelecek şekilde yağlayın. Kıyılmış kadayıfın yarısını kaba yayın. Üzerine dilimlediğiniz peynirleri boşluk kalmayacak şekilde dizin. Kalan kadayıfı peynirlerin üzerine örtün. Kadayıfların iyice bütünleşmesi için üzerine başka bir tepsi veya ağırlıkla kuvvetlice bastırın.
4. Pişirme ve Şerbetleme: Hazırladığınız kabı ocağın en küçük gözünde, kısık ateşte çevirerek altı kızarana kadar pişirin. Ardından bir tepsi yardımıyla ters çevirip diğer yüzünü de aynı şekilde kızartın. Her iki tarafı da nar gibi kızaran sıcak künefenin üzerine soğuk şerbeti gezdirin.
Püf Noktası: Şerbetin soğuk, künefenin ise ocaktan yeni inmiş kadar sıcak olması çıtırlığın anahtarıdır. Servis tabağına aldıktan sonra üzerine bolca Antep fıstığı serperek sıcak servis yapın.
Orta Asya’nın köklü mutfak kültürüne sahip Türkmenistan’ın en sevilen hamur işlerinden biri olan Külçe, hem çay saatlerine hem de kahvaltılara damga vuracak bir lezzet. Baharatların uyumu, cevizin kıtırlığı ve tereyağının nefis kokusuyla birleşen bu çörek, özellikle kakule ve tarçın ikilisiyle damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. Hazırlaması pratik, sunumu ise oldukça iştah açıcı olan Külçe tarifini tüm püf noktalarıyla sizler için derledik.
Bu tariften yaklaşık 17 adet çörek elde edilmektedir. Standart 200 ml’lik su bardağı ölçüsü kullanılmıştır.
Hamuru İçin:
1 su bardağı eritilmiş tereyağı (veya margarin)
1 su bardağı ılık süt
3 yemek kaşığı toz şeker
1 paket instant maya
Yaklaşık 3,5 su bardağı un
İç Harcı İçin:
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz içi
3 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çay kaşığı (silme) toz kakule
Üzeri ve Servis İçin:
1 adet yumurta sarısı
1 yemek kaşığı su
Pudra şekeri (isteğe bağlı)
Mayanın Hazırlanması ve Yoğurma: Uygun bir karıştırma kabına ılık süt, toz şeker ve instant mayayı alarak karıştırın. Mayanın aktifleşmesi için üzerini kapatıp 5 dakika dinlendirin. Ardından eritilmiş tereyağını ekleyin. Unu azar azar ilave ederek kulak memesi yumuşaklığında, pürüzsüz bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hazırladığınız hamuru kabarması için yaklaşık 1 saat oda sıcaklığında dinlenmeye bırakın.
İç Harcın Hazırlanması: Hamur mayalanırken iç harç için gerekli olan iri çekilmiş ceviz, toz şeker, tarçın ve kakuleyi bir kasede harmanlayın. Kakule, bu çöreğe karakteristik Türkmen lezzetini veren gizli kahramandır, mutlaka eklemenizi öneririz.
Şekil Verme: Mayalanan hamurun havasını alıp kısa bir süre daha yoğurun. Hamurdan cevizden biraz büyük parçalar koparın (eşitlik isterseniz her biri yaklaşık 44 gram olabilir). Elinizle yuvarlak şekilde açtığınız hamurun ortasına 1 tatlı kaşığı dolusu iç harç koyun ve yarım ay şeklinde kapatın. Tüm hamur bitene kadar işleme devam edin.
Hazırladığınız külçeleri yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizin. Üzerine su ile çırpılmış yumurta sarısını sürün. 180 derece önceden ısıtılmış fırında, altı ve üstü güzelce kızarana kadar yaklaşık 20-25 dakika pişirin. Fırından çıkan çörekleriniz ılıdıktan sonra üzerlerine pudra şekeri serpiştirerek servis yapabilirsiniz.
Kastamonu’da yaşanan hüzünlü bir trafik kazası, dört hasta için yeniden doğuşun kapısını araladı. Kazanın ardından kaldırıldığı hastanede altı gün süren yaşam mücadelesini kaybeden 67 yaşındaki Reyhan K.’nin beyin ölümü gerçekleşti. Ailesinin örnek bir duyarlılık göstererek organlarını bağışlama kararı alması, nakil bekleyen hastalar için hayata tutunma şansı yarattı.
Reyhan K.’nin organlarının bağışlanmasının ardından Ankara Bölge Koordinasyon Merkezi ve Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü derhal harekete geçti. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesinden gelen uzman cerrahlar, büyük bir titizlikle yürüttükleri operasyonla organları nakil için hazırladı. Kalp, karaciğer ve böbrekler, zaman kaybetmeden uygun alıcılara ulaştırılmak üzere yola çıkarıldı.
Operasyon sonrası bağışlanan organlar için özel bir lojistik planlama yapıldı. Nakil bekleyen hastaların durumu göz önüne alınarak; kalp, uçak ambulansla hızla sevk edilirken; karaciğer ve böbrekler kara yoluyla ilgili nakil merkezlerine ulaştırıldı. Bu koordineli çalışma sayesinde, dört farklı hasta için organ nakli süreci başarıyla başlatılmış oldu.
Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü, ailenin bu zor süreçte sergilediği erdemli davranışın toplum adına büyük bir umut kaynağı olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, “Bir bağışçının, birden fazla hastanın yaşam umudu haline gelmesi organ bağışının hayati önemini bir kez daha hatırlatıyor” ifadelerine yer verildi. Reyhan K., geride bıraktığı bu anlamlı mirasla dört cana hayat vererek unutulmaz bir iyilik hareketi başlattı.
Samsun’un Alaçam ilçesine bağlı Doyran Mahallesi, bölgedeki sulak alanlarda yapılan tıbbi sülük avcılığı ile dikkat çekiyor. Yılın belirli dönemlerinde soğuk sulara girerek ekmeğini kazanan lisanslı avcılar, insan sağlığı için kritik öneme sahip olan bu canlıları toplayarak önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Ancak bu kazançlı sektör, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen sıkı kurallara ve yasal prosedürlere dayanıyor.
Tıbbi sülük avcılığı, tamamen Balıkesir’den Samsun’a kadar geniş bir yelpazede devletin belirlediği kota ve kurallar çerçevesinde yürütülüyor. Avcılık yapmak isteyenlerin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan resmi “Tıbbi Sülük Avcılık Belgesi” almaları zorunlu. Bu belgeye sahip olmayanlar için ağır para cezaları uygulanıyor. 1 Eylül ile 14 Mart tarihleri arasında izin verilen avcılık faaliyetleri, bilinçsiz toplamanın önüne geçmek ve ekolojik dengeyi korumak amacıyla titizlikle denetleniyor.
Bölgede yıllardır hayvancılıkla uğraşan ve ek gelir için sülük toplayan 42 yaşındaki Şakir Koca, yaptıkları işin oldukça zorlu koşullarda gerçekleştiğini vurguluyor. Soğuk kış aylarında saatlerce suyun içinde kalarak sülük arayan avcılar, topladıkları ürünleri ilaç firmalarına ve sağlık kuruluşlarına gönderiyor. Koca, “Çocukluğumuzdan beri bu işle uğraşıyoruz. Gerekli izinlerimizi aldık, yasal sınırlar içerisinde geçimimize katkı sağlıyoruz” diyerek sürecin profesyonel bir çalışma gerektirdiğini belirtiyor.
Geçmiş yıllara oranla bölgedeki sülük popülasyonunda bir azalma olduğunu ifade eden Şakir Koca, yerel halk olarak önemli bir çözüm beklediklerini dile getiriyor. Meralardaki suların tahliye edilememesinin sülüklerin doğal üreme alanlarını olumsuz etkilediğini belirten Koca, “Eskiden sülük çok daha fazlaydı, ancak suların tahliye olmaması nedeniyle popülasyon azaldı. Sülüklerin tekrar çoğalması için meralardaki suların tahliye edilerek ekosistemin iyileştirilmesi gerekiyor” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Gümüşhane mutfağının baş tacı, 2021 yılında coğrafi işaretle tescillenen ve yaklaşık 200 yıllık bir geleneği günümüze taşıyan “Gudu Güveci” hem yapımı hem de kattığı eşsiz aroma ile bir kültür mirası niteliğinde. Dağlardan özenle toplanan özel killi ve kırmızı toprakların, kadın ustaların elinde hayat bulmasıyla üretilen bu güveçler, yemeklerin doğal tadını koruyan yüksek ısıya dayanıklı yapılarıyla öne çıkıyor.
Gudu güvecinde yemek pişirmek, başlı başına bir sabır ve ustalık süreci. Aşçı Turan Şimşek, güvecin sırrının kısık ateşte yavaş yavaş pişmesinde yattığını belirterek, bu geleneksel lezzetin hazır olması için yaklaşık 5 saatlik bir süre gerektiğini ifade ediyor. Dana kuşbaşı etin, kuyruk yağı ve taze sebzelerle uyumu, pişirme süreci boyunca toprağın kendine has aromasıyla birleşerek unutulmaz bir lezzet profili oluşturuyor.
Gümüşhane’nin bu coğrafi işaretli lezzetini kendi mutfağınızda deneyimlemek isterseniz, işte geleneksel Gudu Güveci tarifi:
Malzemeler (4 Kişilik):
600-700 gram kuşbaşı dana eti (dana but tercih edilir)
1 adet büyük boy patates ve 1 adet patlıcan
1 adet büyük boy soğan
3-5 diş sarımsak
1 avuç kuyruk yağı ve birkaç parça kuzu döşü (güvecin dibine koymak için)
1 tatlı kaşığı tuz, karabiber, pul biber
1 bardak su, 1 yemek kaşığı tereyağı ve bir miktar ayçiçeği yağı
Salça
Hazırlanışı:
Patates, patlıcan, soğan, sarımsak ve biberleri iri parçalar halinde doğrayın.
Doğradığınız sebzeleri baharatlar ve tuz ile bir kapta harmanlayın.
Güvecin dibine yanmayı önlemek için kuzu döş parçalarını yerleştirin.
Sırasıyla bir kat sebze, bir kat dana kuşbaşı eti döşeyin. En üst sıraya domatesleri dizin.
Tereyağını üst kısma bırakın. Salça, su ve ayçiçeği yağından hazırladığınız sosu güvecin üzerine dökün.
Yaklaşık 5 saat boyunca kısık ateşte, sabırla pişmesini bekleyin.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.