Ortadoğu coğrafyası 28 Şubat tarihinden bu yana tarihinin en karanlık ve şiddetli günlerini yaşarken, bölgedeki tüm askeri stratejileri kökten değiştirecek diplomatik bir deprem meydana geldi. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından gerçekleştirilen koordineli saldırılar neticesinde hayatını kaybeden Ali Hamaney’in boşalan koltuğu için İran Uzmanlar Meclisi beklenen kritik kararını verdi. Haftalardır süren spekülasyonlar ve başkent Tahran üzerindeki duman bulutları arasında ilan edilen bu değişim, sadece bir halef seçimi değil, aynı zamanda bölgesel bir varoluş mücadelesinin yeni aşaması olarak kayıtlara geçti. Güvenlik protokolleri nedeniyle resmi makamlarca ismi ilk etapta gizli tutulsa da siyasi koridorlardan sızan bilgiler ve Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın diplomatik hamleleri, tüm okları tek bir isme, Mücteba Hamaney’e çevirdi.

Yeni liderin belirlendiği gizli oturumun yankıları sürerken, İsrail kanadından gelen açıklama savaşın durmaya niyetinin olmadığını bir kez daha kanıtladı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), halefin belirlendiği meclis toplantısına katılan her bir ismin anlık olarak takip edildiğini ve istihbarat ağlarının hedefinde olduğunu duyurdu. İsrail yönetimi, koltuğa oturan yeni ismin de doğrudan meşru hedef olarak kabul edildiğini resmen ilan ederek açık bir suikast tehdidinde bulundu. Bu sert çıkışa okyanus ötesinden destek veren ABD Başkanı Donald Trump ise kendi onaylarından geçmeyen hiçbir siyasi aktörün Tahran yönetiminde kalıcı olamayacağını belirtti. Trump’ın nükleer tesisleri işaret ederek tüm seçeneklerin masada olduğunu hatırlatması, Washington’ın bu süreçte askeri baskıyı en üst seviyede tutacağını gösteriyor.
Askeri gerilim sadece siyasi suikast tehditleriyle sınırlı kalmayıp, bölgenin hayati damarları olan enerji hatlarını da vurmaya başladı. Katar, Bahreyn ve Kuveyt’te konuşlu bulunan ABD askeri üslerine yönelik gerçekleştirilen füze saldırıları, çatışmanın körfez geneline yayıldığının en somut göstergesi oldu. Bu kaos ortamında Irak’ın petrol üretimi, sevkiyat yollarındaki kısıtlamalar ve güvenlik zafiyetleri nedeniyle yüzde 60 oranında büyük bir kayıp yaşadı. Küresel piyasalarda enerji krizini tetikleyen bu gelişmelere ek olarak, Tahran çevresindeki devasa petrol depolarında çıkan yangınlar kontrol altına alınamıyor. İsviçre gibi tarafsızlığını korumaya çalışan Avrupa devletleri, yaşanan bu saldırıları uluslararası hukuk zemininde ağır bir ihlal olarak nitelendirerek sivil halkın korunması için acil çağrılarda bulunuyor.

İran içerisindeki yönetim değişikliği halk nezdinde hem bir belirsizlik hem de büyük bir endişe dalgası yaratmış durumda. Yeni dini liderin kimliği üzerindeki gizem perdesi kalktıkça, sahadaki askeri operasyonların şiddetinin artması kaçınılmaz görünüyor. Özellikle petrol tesislerine yönelik saldırıların yarattığı çevresel felaket ve ekonomik dar boğaz, bölgedeki insani krizin boyutlarını öngörülemez bir noktaya taşıdı. Uluslararası toplumun ateşkes ve diyalog çağrıları, tarafların karşılıklı imha beyanatları gölgesinde kalırken, Ortadoğu’nun bu yeni dönemde nasıl bir şekil alacağı Mücteba Hamaney döneminin ilk askeri ve siyasi hamleleriyle netleşecek.
ASAYİS
21 saat önceGÜNDEM
21 saat önceASAYİS
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceGÜNDEM
2 gün önceDÜNYA
2 gün önceDÜNYA
3 gün önce
1
Ankara’da lityum fabrikasında sızıntı
4439 kez okundu
2
Depremzede Leyla Altun, Yeni Evinde Erdoğan ve Aliyev’i Ağırladı
3289 kez okundu
3
Almanya’da yolcu treni raydan çıktı: 3 ölü
1979 kez okundu
4
ABD’de Buz Hokeyi Maçında Katliam: Lise Müsabakasında Silah Sesleri Yükseldi
1656 kez okundu
5
Yeşil Sahalarda Görülmemiş Olay: Dünya Kupası’nda Tarihi Savaş Krizi Resmen Belgelendi!
1568 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.