DOLAR 45,2057 0%
EURO 53,0405 -0.11%
ALTIN 6.702,45-0,19
BITCOIN 35330792.61749%
İstanbul
12°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Emre Asıl

Emre Asıl

16 Temmuz 2025 Çarşamba

“15 Temmuz: Milletin Direnişi, Tarihin Dönüm Noktası”

“15 Temmuz: Milletin Direnişi, Tarihin Dönüm Noktası”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Milletlerin tarihinde bazı günler vardır ki takvimdeki sıradan bir sayı olmaktan çıkar, bir milletin ruhunu, direncini ve kaderini temsil eder. İşte 15 Temmuz 2016 gecesi, Türk milleti için tam da böyle bir gündür.

O karanlık gece, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir ihanete tanıklık etti. Devletin kılcal damarlarına sızmış bir terör örgütü, milletin silahlarını millete doğrultarak bir kalkışma başlattı. Fakat bu hain teşebbüsün hesap edemediği bir şey vardı: bu milletin mayasında hürriyet, ruhunda bağımsızlık, yüreğinde iman ve cesaret vardı.

Tankların önüne yatan gençler, göğsünü siper eden yaşlılar, ezan ve sela sesleriyle meydanlara koşan milyonlar… O gece Türk milleti yalnızca bir darbeyi püskürtmedi; aynı zamanda bir dirilişin, bir yeniden şahlanışın da destanını yazdı.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla sokaklara dökülen halk, “Bu vatan sahipsiz değildir!” diyerek iradesine, demokrasisine ve geleceğine sahip çıktı. Şehitlerimiz gözlerini kırpmadan toprağa düştü, gazilerimiz bayrağın yere düşmemesi için bedenlerini siper etti.

15 Temmuz, yalnızca bir direniş değil; tarihe kazınan bir milletin yeniden varoluşudur. 250’den fazla kahramanımız şehit oldu, binlercesi gazi. Ama bir vatan, bir millet, bir devlet kurtarıldı.

Bugün bizlere düşen görev, bu destanı unutmayarak gelecek nesillere doğru aktarmaktır. 15 Temmuz’un bir ‘gece’ olmadığını, bir milletin iradesini nasıl ezdirmediğini her fırsatta anlatmalı, öğretmeli, unutturmamalıyız.

Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anarken, bu vatanın her karış toprağının bedelinin canla, kanla ödendiğini bilerek yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki:

“Vatan, toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır.”

Devamını Oku

Ortadoğu’da Tehlikeli Hususlar: İsrail-İran Savaşı ve Türkiye’nin Politikası

Ortadoğu’da Tehlikeli Hususlar: İsrail-İran Savaşı ve Türkiye’nin Politikası
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ortadoğu yeniden kaynıyor. İsrail ve İran arasında yaşanan gerilim artık yalnızca örtülü operasyonlarla sınırlı değil; doğrudan askeri hamlelerin konuşulduğu, bölgeyi topyekûn bir yangına sürükleyebilecek bir aşamaya gelmiş durumda. Peki bu kriz, Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

İran’ın Suriye ve Lübnan üzerinden yürüttüğü vekil savaşları, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki sert politikalarıyla çarpışırken, bölgedeki denge unsuru olma rolünü uzun süredir üstlenen Türkiye için zor bir sınav ortaya çıkıyor. Zira Türkiye hem jeopolitik konumu hem de diplomatik ağırlığı ile bu krizin pasif bir izleyicisi olamaz.

Bir yanda Filistin davasına olan tarihi ve vicdani sorumluluk, diğer yanda İran’ın bölgesel politikalarının doğurabileceği istikrarsızlıklar… Türkiye’nin bu karmaşık tabloda izlediği denge politikası, hem Batı’yla olan ilişkilerini hem de bölge halklarıyla kurduğu gönül bağını doğrudan etkiliyor.

İsrail-İran gerilimi sıcak çatışmaya dönmüş durumda, bu hususta Türkiye’nin güvenliği, göç dalgaları, enerji güvenliği ve iç politik dengeleri dahi etkilenebilir. Dolayısıyla Ankara, ne çatışmanın tarafı olmalı ne de sessiz kalmalı. Diplomasi kanallarının açık tutulması, arabuluculuk tekliflerinin gündeme getirilmesi ve uluslararası toplumun harekete geçirilmesi, Türkiye’nin aktif barış diplomasisiyle göstereceği yeni bir liderlik sınavı olabilir.

Bu krizin kazananı olmayacak. Ama kaybeden, sadece İran ya da İsrail değil; Ortadoğu halkları, çocuklar, gelecekler olacak. Türkiye, bu satrançta barışın dili olmalı. Özellikle gönül coğrafyamız Kudüs için ileriye dönük barışın tayin edebilmesi adına çok daha güçlü adımlar atılmalı. Türkiye bu hususta milli yatırım girişimlerini hızlandırmış durumda ve bölgede yegane yönlendirici güç olmaya başlamıştır.

Devamını Oku

Emre Asıl’dan Bayram Kutlaması

Emre Asıl’dan Bayram Kutlaması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bayramlar, milli ve manevi değerlerimizin yeniden yeşerdiği, gönüllerin birleştiği müstesna zamanlardır. Kurban Bayramı’nın; birlik ve beraberliğimizi pekiştirmesini, milletimize sağlık, huzur ve esenlik getirmesini temenni ediyorum.

Bu kutlu bayram vesilesiyle aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor; başta Çayırovalı hemşehrilerim olmak üzere, tüm Türk-İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum.

Bayramın; milli birliğimize, kardeşliğimize ve dirliğimize vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Emre Asıl
Milliyetçi Hareket Partisi
Çayırova İlçe Başkan Yardımcısı

Devamını Oku

Çalışmak ve Motivasyon: Başarının Sessiz Mimarı

Çalışmak ve Motivasyon: Başarının Sessiz Mimarı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayat, çoğu zaman bizden sadece var olmamızı değil, aynı zamanda üretmemizi de bekler. Üretmenin yoluysa çalışmaktan geçer. Ancak çalışmak tek başına yeterli midir? Elbette ki hayır. Her sabah yataktan kalkmamızı sağlayan, hedeflerimize ulaşmak için yorgunluklara rağmen direncimizi artıran o görünmeyen güç olmadan çalışmak, kuru bir zorunluluğa dönüşür. İşte bu noktada devreye “motivasyon” girer.

Motivasyon, içimizdeki ateştir. Bazen bir öğretmenin öğrencisine olan inancı, bazen bir babanın ailesine daha iyi bir hayat sunma arzusu, bazen de tarihten ilham alınan bir kahramanlık öyküsü bu ateşi harlayabilir. Motivasyon kişiye göre değişir ama etkisi evrenseldir: İnsanı harekete geçirir.

Çalışmak, sadece fiziksel bir eylem değil; aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir direniştir. Zorluklara, başarısızlıklara, engellere rağmen yola devam edebilme iradesidir. Bu irade ise sürekli beslenmelidir. Çünkü motivasyon sabit kalmaz; zaman zaman azalır, kaybolur. İşte bu anlarda kişinin kendini yeniden motive edecek yollar bulması gerekir: bir hedef belirlemek, başarılarını hatırlamak, çevresindeki destekleyici insanlarla temas kurmak ya da sadece kısa bir mola vermek…

Unutmayalım ki tarihte iz bırakan insanların ortak noktası yalnızca çalışkanlıkları değil, aynı zamanda tutkularının peşinden gitme cesaretidir. Motivasyonları sarsıldığında durmak yerine yeniden başlama iradesi gösterebilmeleridir.

Bugün yaşadığımız dünyada, bilgiye erişim kolaylaştı; ama motivasyonumuzu korumak giderek zorlaştı. Sosyal medya, zaman baskısı ve sürekli başarı beklentisi, birçok insanın kendini yetersiz hissetmesine neden olabiliyor. Bu noktada yapılması gereken en önemli şeylerden biri, kendi iç sesimizi duymak ve “neden başladım?” sorusuna dürüstçe cevap vermektir.

Sonuç olarak; çalışmak, başarıya giden yolda en temel adımdır. Ancak bu yolu yürümek için güçlü bir iç motivasyona ihtiyaç vardır. Kendi yolunu çizmek isteyen her bireyin hem emek vermesi hem de içindeki ateşi diri tutması gerekir. Çünkü çalışmak, emekle; başarı ise inançla mümkündür.

Devamını Oku

“Kalkınmanın Anahtarı: Şebinkarahisar’ın Potansiyelini Harekete Geçirmek”

“Kalkınmanın Anahtarı: Şebinkarahisar’ın Potansiyelini Harekete Geçirmek”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Giresun’un kadim ilçesi Şebinkarahisar, tarihî ve kültürel zenginliğiyle, doğasıyla, çalışkan insanlarıyla Karadeniz’in en müstesna köşelerinden biridir. Ancak yıllardır süregelen ihmaller ve merkezi planlamada yeterince yer bulamamak, bu güzel ilçemizi hak ettiği kalkınmadan uzak bırakmıştır.

Oysa Şebinkarahisar’ın kalkınması bir hayal değil; doğru bir vizyon, kararlı yerel yönetim ve milli yatırım bilinciyle ulaşılabilir bir hedeftir.

Birincisi, tarım ve hayvancılık… İlçemiz, iklimi ve coğrafyası itibariyle organik tarım ve küçükbaş hayvancılık için son derece elverişlidir. Bu alanlarda kooperatifleşme desteklenmeli, gençlerimize teşvik sağlanmalı ve yerel ürünler markalaştırılarak iç ve dış pazarlara açılmalıdır. Şebinkarahisar balı, cevizi, fasulyesi ve hayvansal ürünleri marka değeri taşıyabilecek niteliktedir.

İkincisi, turizm… Taşhan ve Meryem Ana Manastırı gibi tarihî yapılar restore edilmiş ve ziyaretçilere açılmıştır. Bu çok değerli bir adımdır. Şimdi yapılması gereken, bu tarihî zenginliklerin tanıtımını artırmak, bu noktalara yönelik turizm rotaları oluşturmak ve çevresel düzenlemelerle cazibeyi daha da artırmaktır. Yaylalarımız doğa turizmine kazandırılmalı, konaklama ve yöresel mutfak altyapısı güçlendirilmelidir.

Üçüncüsü ise eğitim ve gençlik… İlçemizde üniversiteyle kurulan bağ güçlendirilmeli, meslek yüksekokulları üretim odaklı hale getirilmelidir. Gençlerimiz göç etmek zorunda kalmamalı; tersine, Şebinkarahisar bir cazibe merkezi hâline getirilmelidir.

Bugün bir karar verme zamanıdır. Şebinkarahisar’ın kaderi göç veren, unutulan bir ilçe olmak değildir. Bu topraklar, yeniden dirilmenin, üretmenin, güçlenmenin tam da merkezinde olabilir. Yeter ki bizler birlik olalım, yerli kaynaklarımıza sahip çıkalım ve milli kalkınma hedefiyle yol alalım.

Unutmayalım: Şebinkarahisar kalkınırsa, sadece bir ilçe değil, tüm bölge kalkınır.
Gelecek, bu topraklarda yeniden inşa edilebilir. Ve bu inşanın adı: Milli Yatırımdır.

Devamını Oku