30 Ağustos 2026 Pazar
Trabzonspor'da Amedspor Maçı Öncesi Sakatlık Şoku: Yıldız İsim Kadrodan Çıkarıldı
Bir Milletin Yeniden Doğuşu: 30 Ağustos Ruhunun Mazi ve İstikbale Düşen Işığı
Cem Yılmaz’dan Korkutan Haber Evinde Rahatsızlanıp Hastaneye Kaldırıldı
Kuzey Kore’den Dünyaya Gözdağı: Füze ve Mühimmat Üretimi Artıyor
Gazze, bugün sadece haritalarda bir nokta değil; insanlığın ahlaki pusulasının bozulduğunu gösteren kanlı bir işaret. Orada yaşanan her şey, ekranlara birkaç saniyelik görüntülerle düşüyor ama gerçekte günler, haftalar, aylar süren bir trajediye işaret ediyor.
Bombardıman altındaki çocuklar, hastane koridorlarında çaresizce bekleyen anneler, mezar taşı bile olamayan isimsiz mezarlar… Dünya bunları görüyor, biliyor, duyuyor. Ama konuşmuyor. Çünkü sessizlik, diplomasinin en ucuz malzemesi hâline geldi.
Savaşın ortasında yaşam mücadelesi veren insanların kaderi, uluslararası toplantıların soğuk masalarında “gündem maddesi” olarak anılıyor. Ama hiçbir karar, atılan hiçbir imza, Gazze’ye gerçek anlamda barışı getirmiyor. Çünkü mesele sadece savaş değil; adaletin olmadığı bir düzen.
Birleşmiş Milletler raporları, insan hakları ihlallerini sıralıyor. Yine de bir şey değişmiyor. Çünkü bu çağda hukuk, güçlülerin elinde esneyen bir tel gibi. Ve ne yazık ki, Gazze söz konusu olduğunda kimse bu teli geriye doğru bükmek istemiyor.
Gazze, yalnızca Filistinlilerin değil, hepimizin sınavı. Orada atılan her bomba, aslında bizim vicdanımıza isabet ediyor. Bir gün bu savaş bitecek, ama insanlığın hanesine düşen bu kara leke, yüzyıllar boyunca silinmeyecek.
Eğer Gazze için konuşmuyorsak, orada ölenlerin ardından değil; kendi insanlığımızın ardından yas tutmamız gerekecek.
Ali Bulduk