Türkiye’de mantar gibi türeyen sözde yaşam koçları, hiçbir bilimsel temeli olmayan uydurma sertifikalarla topladıkları milyonlarca lirayı vergisiz bir şekilde yurtdışına aktarıyor. Umut tacirliği ile başlayan bu süreç, devasa bir kayıt dışı ekonomi ve sermaye göçüne dönüşmüş durumda.
Son yıllarda sosyal medya üzerinden “şifa”, “enerji” ve “spiritüel danışmanlık” adı altında yürütülen faaliyetler, sadece halk sağlığını değil, ülke ekonomisini de tehdit eder boyutlara ulaştı. Akademik geçerliliği olmayan, “uluslararası onaylı” maskesiyle pazarlanan uydurma eğitimlerin arkasında, Türkiye’den yurtdışına akan devasa bir para trafiği yatıyor.
Yaşam koçu unvanını kullanan kişilerin çoğu, yurtdışı merkezli merdiven altı platformlardan aldıkları geçersiz belgeleri referans gösteriyor. Bu sözde eğitimciler, Türkiye’de düzenledikleri pahalı seminer ve atölyelerden kazandıkları paraların büyük bir kısmını, “telif”, “isim hakkı” veya “üst eğitim bedeli” adı altında yurtdışındaki ana yapılara transfer ediyor. Böylece vatandaştan toplanan yerli sermaye, hiçbir katma değer üretmeden sınır dışına çıkarılıyor.
Bu sistemin en tehlikeli boyutu ise mali denetimden tamamen kaçıyor olması. Birçoğu resmi bir şirket kurmadan, fatura kesmeden ve kişisel banka hesapları ya da kripto cüzdanlar üzerinden çalışan bu “koçlar”, tek bir kuruş vergi ödemiyor. Kayıt dışı yürütülen bu devasa ekonomi, haksız kazancın kapısını aralarken; devletin vergi gelirlerinde milyarlarca liralık delik açıyor.
Kandırılan insanların saf duygularıyla ödediği paralar, dijital ödeme sistemleri aracılığıyla denetimsizce yurtdışındaki şahıs veya kurumlara akıtılıyor. Bu durum sadece bireysel bir mağduriyet değil, aynı zamanda ulusal ekonomiden döviz çıkışı anlamına geliyor. Uzmanlar, bu yöntemin “eğitim hizmeti” kılıfı altında bir tür sermaye kaçırma operasyonuna dönüştüğü konusunda uyarıyor.
Halkın hem ruh sağlığını hem de cebini korumak için yaşam koçluğu ve benzeri unvanların yasal bir statüye kavuşturulması gerekiyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu “sözde koçların” banka hareketlerini ve yurtdışı transferlerini mercek altına alması, Türkiye’nin ekonomik güvenliği açısından hayati önem taşıyor. Umut tacirlerinin yarattığı bu “spiritüel kara delik” daha fazla büyümeden kapatılmalı.
1
İzmir’de 126 kilo bonzai ele geçirildi
4847 kez okundu
2
Ankara’da lityum fabrikasında sızıntı
4221 kez okundu
3
Yunanistan’da tatil yapan Hasan Cemal hastaneye kaldırıldı
4212 kez okundu
4
Ekrem İmamoğlu’nun Voleybolcu Sevgilisine Lüks Hediyeler İddiası
4055 kez okundu
5
Giresun’da Siyasi Sarsıntı: Hasbi Dede Hakkında Cinsel Taciz Davası Açıldı!
3933 kez okundu