Psikolog Esra Özbey’den Ezber Bozan Çıkış: “Boşanmalar Psikologlar Yüzünden Arttı”
Psikolog Esra Özbey'den şok iddia: "Boşanmalar psikologlar yüzünden arttı!" Aile terapistlerine yönelik bu sert eleştirinin tüm detayları haberimizde.
Sosyal medyada paylaştığı video ile gündeme oturan Psikolog Esra Özbey, son yıllarda tırmanışa geçen boşanma oranlarının arkasındaki ismin bizzat kendi meslektaşları olduğunu iddia etti. Özbey'in "itiraf" niteliğindeki bu açıklamaları, hem psikoloji dünyasında hem de sosyal medya platformlarında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.
"Değerli Hissetme" Vurgusu Aile Yapısını mı Sarsıyor?
Esra Özbey, özellikle aile terapistlerinin danışanlarına aşıladığı bazı kavramların evlilik birliğine zarar verdiğini savunuyor. Terapistlerin sürekli olarak "bireysel mutluluk", "aşk" ve "kendini değerli hissetme" gibi kavramları ön plana çıkarmasının, eşler arasındaki hoşgörü ve fedakarlık duygusunu zayıflattığını öne süren Özbey, şu ifadeleri kullandı:
"Boşanmalar psikologlar yüzünden arttı. Aile terapistleri ne zaman insanlara evlilikte asıl önemli olan şeyin aşk ve kendilerini değerli hissetmeleri olduğunu vurguladı, boşanmalar ciddi patlak verdi."
Özbey'e göre, bireyin sadece kendi duygularına ve "değer görme" beklentisine odaklanması, evliliğin gerektirdiği ortak çabayı ve toleransı ikinci plana itiyor.
Uzmanlar İkiye Bölündü: Bireysellik mi, Ekonomik Şartlar mı?
Özbey'in bu çarpıcı iddiası uzmanlar arasında farklı yorumlara neden oldu:
-
Destekleyenler: Bazı uzmanlar, "modern psikolojinin" bireyi aşırı kutsallaştırmasının toplumsal bağları ve aile kurumunu zayıflattığı görüşüne katılıyor. Bireyin kendi mutluluğunu her şeyin üzerinde tutmasının, en ufak bir sorunda "boşanma" seçeneğini ilk sıraya yerleştirdiği savunuluyor.
-
Eleştirenler: Pek çok psikolog ve sosyolog ise boşanma oranlarındaki artışı sadece terapi yaklaşımlarına bağlamanın sığ bir bakış açısı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar; ekonomik zorluklar, kadının iş hayatındaki yerinin güçlenmesi (ekonomik özgürlük), sosyal medyanın yarattığı "mükemmel hayat" illüzyonu ve şiddete karşı artan farkındalığın çok daha belirleyici etkenler olduğunu vurguluyor.